Beşiktaş’ımızın Kupa Sevinci ve Maç Sonrası Fenerbahçe Geyikleri

Dün saç baş yolarak izlediğim maçı (sonunda) kazandık. Tarif edilmez bir mutluluktu. Maç öncesi beni korkutan kupayı alamamak değildi esasında. Kupa çok önemli değil de fenerlilerin diline düşmek var yaa. İllallah dedirtiyor insana. Şükür ki yendik. 4-2 bitti. Skor 5-6-7 bile olabilirdi, direkte patlayanlar, boş kaleye atılamayanlar, kalenin önünden dışarı gönderilenler falan. Heyecanlı güzel bir maçtı. Uzun zamandır futboldan bu kadar zevk almamıştım :)

Maç bitti, şimdi Fenerbahçe geyikleri gırla gidiyor. Söylemeyeyim söylemeyeyim diyorum ama takılmadan da olmuyor ki arkadaş :) O yüzden aşağıdaki yazıyı paylaşıyorum sizlerle. Bakalım Fenerbahçe Türkiye Kupasını en son ne zaman almış :D

Fenerbahçe Türkiye Kupası’nı en son aldığında:

  • Kenan Evren Cumhurbaşkandı, Turgut Özal 1983 sonunda başbakan oldu.
  • Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alpaslan Türkeş yasaklı liderlerdi.
  • DSP, SHP, MHP, CHP siyaset sahnesinde henüz yer almamıştı.
  • 12 Eylül sonrasının yerel seçimleri henüz yapılmamış, Bedrettin Dalan İstanbul Belediye Başkanı olmamıştı.
  • Koç Grubu’nun patronu Vehbi Koç’tu ve görevi Rahmi Koç’a devretmemişti.
  • Ünlü illüzyonist Zati Sungur hayattaydı.
  • İstanbul Atatürk Havaalanı’nın adı “Yeşilköy Havaalanı” idi.
  • Vatandaşlıktan çıkarılan Cem Karaca yurda dönmemiş, “Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda” şarkısını yapmamıştı.
  • Türk Halk Müziği sanatçısı Ruhi Su hayattaydı.
  • Usta sinemacı Yılmaz Güney hayattaydı.
  • Adile Naşit hayattaydı.
  • Alışverişlerimizde 5 liralık banknot kullanabiliyorduk.
  • Jupp Derwall Galatasaray ile anlaşmamıştı.
  • Askerlik 18 aya henüz inmemişti.
  • Microsoft, Windows’u yapmamıştı. :D
  • İnsanlık henüz internetle tanışmamıştı (daha 7-8 yıl beklemesi gerekecekti)
  • Çernobil nükleer santralı patlamamıştı.
  • Cep telefonu, araç telefonu yoktu.
  • Telsiz kullanmak yasaktı.
  • Taksilerde taksimetre yoktu.
  • Apple Macintosh bilgisayarlar icat edilmemişti.
  • Philips CD’yi daha yeni üretilmişti.
  • Şehirlerarası telefon görüşmeleri için 031’i arar, kayıt verirdik.
  • Haberleşmede telex kullanılırdı.
  • Televizyonumuz siyah beyaz ve tek kanallıydı (TRT). Renkli televizyonumuz zaten yoktu.
  • Sovyetler Birliği dağılmamıştı. Almanya, doğu ve batı olmak üzere iki parçaydı; Berlin duvarı yıkılmamıştı.
  • Emre Belezoğlu 3, Hasan Şaş 7, Tuncay Şanlı 1, Nihat Kahveci 4 yaşındaydı. (Toplu liste aşağıda)
  • KDV icat edilmemişti.
    1. Boğaz Köprüsü yoktu.
  • Otoyollar yoktu.
  • AIDS yoktu.
  • Üzerimizde döviz (dolar, mark v.s.) bulundurmak suçtu.
  • İran ile Irak savaşıyordu.
  • Telefon numaraları İstanbul’da 6, diğer kentlerde ise 4 veya 5 rakamlıydı.
  • Celal Bayar hayattaydı.
  • Naim Süleymanoğlu Bulgar vatandaşıydı (Naim Süleymanof)
  • vs…

Bir de bakalım tadınığımız futbolcular o zamanlar kaç yaşındaymış: :D

  1. Volkan Demirel / Doğum tarihi: 27.10.1981 / 2 yaşında
  2. Fabio Luciano / Doğum tarihi: 29.04.1975 / 8 yaşında
  3. Servet Çetin / Doğum tarihi: 17.03.1981 / 2 yaşında
  4. Stephen Appiah / Doğum tarihi: 24.12.1980 / 3 yaşında
  5. Ümit Özat / Doğum tarihi: 30.10.1976 /7 yaşında
  6. Mahmut H. Erdoğdu / Doğum tarihi: 01.06.1983 /O sene doğdu
  7. Mehmet Yozgatlı / Doğum tarihi: 09.01.1979 / 4 yaşında
  8. Zafer Biryol / Doğum tarihi: 02.10.1976 /7 yaşında
  9. Tuncay Şanlı / Doğum tarihi: 16.01.1982 /1 yaşında
  10. Marcio Nobre / Doğum tarihi: 11.06.1980 /3 yaşında
  11. Marco Aurello / Doğum tarihi: 15.12.1977 /6 yaşında
  12. Kerim Zengin / Doğum tarihi: 13.04.1985 /2 sene sonra doğdu
  13. Can Arat / Doğum tarihi: 21.01.1984 / 1 sene sonra doğdu
  14. Gürhan Gürsoy / Doğum tarihi: 24.09.1987 /4 sene sonra doğdu
  15. Önder Turacı / Doğum tarihi: 14.07.1981 /2 yaşında
  16. Alex de Souza / Doğum tarihi: 14.09.1977 /6 yaşında
  17. Selçuk Şahin / Doğum tarihi: 31.01.1981 /2 yaşında
  18. Serdar Kulbilge /Doğum tarihi: 07.07.1980 /3 yaşında
  19. Semih Şentürk / Doğum tarihi: 29.04.1983 /O sene doğdu
  20. Deniz Barış / Doğum tarihi: 02.07.1977 / 6 yaşında
  21. Kemal Aslan / Doğum tarihi: 24.10.1981 /2 yaşında
  22. Olcan Adın /Doğum tarihi: 30.09.1985 /2 sene sonra doğdu
  23. Serkan Balcı / Doğum tarihi: 22.08.1983 / O sene doğdu
  24. Rüştü Reçber / Doğum tarihi: 10.05.1973 /10 yaşında
  25. Nicolas Anelka / Doğum tarihi: 14.03.1979 /4 yaşında

Gülmemek elde değil gerçekten :) Ama üzülme fenerbahçe. Gün gelir sizin özleminiz de biter. Beşiktaş da 6 yıldır şampiyon olamıyor sabırla bekliyoruz. Ama doğru sizinki 6 değil 26 yıldı değil mi? :p Son olarak da aşağıdaki resmi sizlerle paylaşmak istiyorum.Buyrun birlikte gülelim :)

kupayi-gordum

Scanf Fonksiyonu

Konuyla ilgili son yazımda değişken tanımlama ve printf fonksiyonu üzerinde durmuştuk. Hatırlarsanız herhangi bir değişkene atadığımız değeri ekranda yazdırabilmiştik. Şimdi bu işi bir adım daha ileriye götürelim ve değişkenlerimize klavyemizden değer girişini sağlayalım. x=100; diye baştan tanımlayacağımıza, programımızın kullanıcısı istediği değeri değiskenimize değer olarak atayabilsin.

Bunu yapmak elbette mümkün ve yardımımıza koşan fonksiyonun adı “scanf”. Scanf fonksiyonu ile tanımladığımız değişkenlere değer atayabileceğiz. Yine örnek olarak basit bir programcık yazıp, satır satır ne iş yaptığına göz atalım. Programımızın kodları şöyle olsun:

#include<stdio.h>
int main(void)
{
	int sayi;
	printf("Lutfen degiskene atamak istediginiz degeri giriniz: ");
	scanf("%d", &sayi);
	printf("\nDegiskene atadiginiz deger: %d", sayi);
	return 0;
}

İşte tanımladığımız “sayi” değişkenine scanf fonksiyonu ile klavyemizden değer okuduğumuz mini program. Şimdi bize yabancı tek satır olan 6. Satırın ne iş yaptığına bakalım.

Biliyoruz ki (en azından konumuz bu olduğundan tahmin ediyoruz) scanf ile değişkenlerimize klavyemizden değer giriyoruz. Tıpkı printf fonksiyonunda olduğu gibi yine veri tiplerimizi uygun seçmemiz gerekiyor. (Veri tiplerini daha sonra açıklayacağımı söylemiştim önceki yazılarda, şimdilik tamsayı tipindekilerle devam edelim) Değişkenimizi 4. satırda tamsayı tipinde tanımladık. Ve biliyoruz ki tamsayıları printf’te yazdırmak için kullandığımız ifade “%d” idi. O halde scanf fonksiyonumuzda da ne türden bir değer alacağımızı %d ile belirtiyoruz. Ve printf’tekinden farklı olarak virgülden sonra değişkenimizin önüne “&” işaretini koyuyoruz. “Koymazsak ne olur?” diye merak eden arkadaş varsa deneyip görebilir: Çalışmaz :) O işaret scanf’in olmazsa olmazıdır.

Scanf’in iş yaptığı satır bittiğine göre programımızın ne yapacağına göz atmaya devam edebiliriz. Değişkenimiz yeni değerini aldığına göre bir sonraki satırda girdiğimiz değeri ekrana yazdırabilecek. Klavyeden girdiğimiz tamsayı değerini printf ile ekranda gösterince programımız işini tamamlamış oluyor ve return 0; satırı ile de sona eriyor.

Bir dersimizin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu dersimizle beraber C’de değişken tanımlama, değişkenlere değer atama, bu değişkenleri ekrana yazdırma ve tanımladığımız değişkenlere klavyemizden değer girişi gibi en temel unsurları öğrenmiş olduk. Bir sonraki yazımda veri tiplerinden bahsedeceğim. Böylece değişkenlere sadece tamsayı değerleri atamaktan da kurtulmuş olacağız ;) Klavyemizden ondalıklı sayılar okuyup, hangisinin nerede ve ne şekilde kullanıldığına bir göz atıp biraz da o şekilde vakit geçiririz :) Sonrası Allah kerim…

Diğer yazılarımda görüşünceye dek, esen kalın…

Bilgisayar Mühendisi Nedir?

Bilgisayar mühendisi olmaya çalıştığım şu yıllarda mesleğimle ilgili araştırma yaparken nedir.net adlı sitede çok ilginç yorumlarla karşılaştım. Okurken baktım yazılanlar gerçekten şu anki hallerimi anlatıyor. Çok güldüm. Ağlanacak halime güldüm belki de ama sizler de gülün diye aşağıda paylaşıyorum bilgisayar mühendisliği hakkında yapılan yorumları. Buyrun bakalım insanların gözünde bilgisayar mühendisi nedir?

  1. Bilgisayar mühendisi, kod yazmakta çok iyi değildir, proje yönetmekte birebirdir.
  2. Dünyanın başına ne gelecekse onlardan gelecek olan meslek grubu
  3. Mezun olduğunda iş bulabilecek insan
  4. Genellikle şişman ve gözlüklü olan yer yer kellik oranı da fazla olan meslek grubu.
  5. Tek spor faaliyeti tuşlara hızlı basmak olan biri
  6. Düşünme yeteneği gelişmiş insan, çok geniş düşünebilirler sizi her an yanıltabilirler.
  7. Öğrenciyken gereksiz dersler alan mühendis grubu
  8. Yurtlarda yüksek ses sınırlarında müzik dinlemeyi çok seven insanların büyük oranını teşkil eden kişilerin gelecekte sahip olacakları ünvan.
  9. Türkiye’de okulu bitirince sizi programcı sanırlar. Ona göre iş verirler. Oysa ki bilgisayar mühendisi sadece kod yazmakla ilgili olan bir bölüm değildir. Öncelikle mühendistir. Farklı bölümlerden alınan ve alakasız gibi görünen dersler sayesinde çok geniş bir vizyonları vardır. Bilgisayarla ve internetle çok vakit geçirdiklerinden dünyada olup bitenden haberleri vardır. İstisnalar da çıkabilir. Kısacası olunası bir mühendisliktir.
  10. Monitöre “merhaba” yazdırabilen seçkin kişilik. :D
  11. Korkulur bunlardan. Bu “tür”ün bilhassa matematik, yapay zeka, sibernetik ile haşır neşir olanına temkinli yaklaşacaksın. Hatta yaklaşmadan evvel oturup Terminatör 2’ yi bir daha izleyeceksin, Arnold’ un hacamat ettiği zenci mühendisi iyi belleyeceksin. Psikopat olanının eline de abaküs bile vermeyeceksin.
  12. Temel mühendislik bilgilerinin bir kaç elektronik mühendisliği ile birleştirilmiş halidir. Genelde bilgisayarda oyun oynamayı seven çocukların hayalidir. Sanırlar ki okulda ve mesleklerinde Need for Speed oynuyorlar.
  13. %99,999’u hotmail ya da msn şifresini kıramayan, sürücüsü olmayan fi tarihinden kalma ses kartını tanıtmaktan aciz, flash kullanıp güzel güzel animasyonlar yapamayan, fifa 2006’da kalenin önünden tank geçirme şifresini bilmeyen, 4 yılda ne öğrettiklerini merak ettiğim meslek
  14. Bilgisayar mühendisi olmak, hakkında herkesin fikir yürüttüğü bir meslek sahibi olmaktır. Kolay değildir, zira size herkes her ortamda ders verir. Bazen eş-dost-akraba hatırı için bir bakarsınız ki kendinizi elinizde tornavida sabit disk sökerken bulursunuz, fan temizler, ram takarsınız. Zaman olur komşu hatırına sistem toplama telaşına düşersiniz hiçte haz etmeyerek, fiyat/performans manyağı olursunuz. Arkadaşınızın oyun zevki için crack ararsınız internette. Bu daha böyle gider. Ve bütün bunları eş-dost-akraba hatırı için yaparsınız, akşam eve gelip de ayağınızı uzatacağınız zamanda yaparsınız üstelik. Meslekle alakası olmamasına rağmen yaparsınız. Bunlar olur da, kötüsü daha önceden karşılaşmadığınız bir problemi çözememe durumu hasıl olduğunda “sen nasıl bilgisayar mühendisisin?” sorusuna muhattap olursunuz, hatta kuşbeyinli bünyeler tarafından “4 senelik emeğin ziyanı” olursunuz. Zordur dediğim gibi, bilgisayarla ilgili her şeyi bilmek, yalayıp yutmak gereklidir, zira size herkes her ortamda ders verir, sussan olmaz, konuşsan anlamaz.
  15. Zaten bilgisayarlar 0 ve 1 ile çalışmıyor hocam, programlar kurulu geliyor, internete girebilmek için explorer’a tıklaman gerek ve başka hiç bir şey yapmana gerek yok, evet :)
  16. 4 yıl boyunca boşu boşuna okunan tırt bir bölümdür kendileri. Zira kod yazmaktan başka bir şey öğretilmez. MSN hekleyemeyen bireyler yetiştirir, msn hekleyemedikleri ve windows’a format atmadıkları için başarısızlardır. Crack ise kafalarının asla almadığı bir şeydir. Yoksa çoğunun crack yazmamasının emeğe saygı, empati gibi şeylerle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Hepsi calculus, difransiyel denklemler, mikroişlemciler, yapay zeka gibi gereksiz şeylerle uğraşmak yerine crack yazmak ister mamafih beceriksizlerdir. Bu nedenle bölümü bitirenler gidip sertifika programlarına öğretmenlik başvurusunda bulunur. Kabul edilirlerse kendilerinden çok daha üstün internet cafe sahiplerine ders verirler. Ya da hekırlık bile yapamayacakları ezik işlerde çalışırlar. Pek çok firma ihtiyaç duymadığı halde aç kalmasın diye bilgisayar mühendislerine iş verir. Sefalet içinde aşağılık bir şekilde yaşayan bilgisayar mühendisleri de kendilerini çok şey biliyor zannedip çalışırlar, didinirler, uğraşırlar, MSN Messenger, çift çekirdekli işlemci, flash disk, yeni programlama dilleri gibi boktan şeyler üretip kendilerini önemli hissederler. Ya da programcıların çalışmalarını kontrol ettiklerini zannedip tatmin olurlar. Diğer mühendisliklerde de durum böyledir. Mühendisliğin tanımını tekrar yapmak şarttır.

İnsanlar böyle düşünüyor demek ki müstakbel mesleğim hakkında. Çürütecek çok fazla tez var, işimiz zor :)

21 yıl olmuş doğalı...

Yaş geldi gidiyor diyorum kimse bana inanmıyor. Dün gibi hatırlıyorum çocukluğumun doğum günlerini. Elmalı şekerleri, dedemin aldığı ülker sütlü çikolataları, çilekli yaş pastaları… Üflediğim üç beş mumu. Şimdi 21 mum dikmeye kalksak pastaya sığmıyor.

Şimdi bakıyorum da bir kendime, yediğimiz ayrı gitmeyen dostların her biri bir yana dağılmış. Birlikte gülünüp birlikte ağlanacak yenileri de eklenmiş mutlaka. Geleceğe güvenle bakmaya çalışırken, eskiyi de “hey gidi günler” diye anar olmuşum. Eski Türk filmleri vazgeçilmezim olmuş. Sanat Müziği çalsa radyoda “aaahhhhh” diye iç çekmek rutin bir davranışım haline gelmiş. 90’lı yıllar başlığıyla yazılan her yazı ilgimi çekmeye başlamış. Okudukça gözlerim dolmuş zaman zaman. Sakallardan olsa gerek topu bana doğru yuvarlanan bacaksızlar “Amca topu atar mısın?” diye seslenmeye başlamış. Kuzenler çoluk çocuğa karışmış. Hasan dayı sıfatını da almışım en sonunda…

Bir yaşıma daha girmişim yani anlayacağınız. 21’ime. Yazdıklarımı okuyan “81’ine mi girdi acaba?” diye düşünecektir mutlaka ama ne yapalım. Böyle arabesk duygularla giriyorum yeni yaşıma :)

Yaşlanıyor olsam da “Bir yaşıma daha girdim işte” diyorum. İyi ki doğmuşum, doğum günümü kutluyorum :)

Değişken Tanımlama ve printf Fonksiyonu

Evet arkadaşlar artık ekrana “Selamun aleykum” yazabildiğimize göre, C dilinde bir adım daha ilerleyip değişken tanımlama, bu değişkenleri ekranda yazdırma gibi basit işlemlere de göz atabiliriz.

Değişken tanımlamaya geçmeden önce bu değişkenlerin ne iş yaptığını bilmekte fayda var. Bilgisayarımızda yaptığımız işlemleri düşünelim (ki her türlü programın özünde yine bu işlemler vardır derslerde ilerledikçe anlayacaksınız) toplama, çıkarma, iki değeri karşılaştırma vs. gibi. Bu işlemleri yapmak için kullandığımız bilgileri değişkenler içinde saklarız. Kullanacağımız değişkeni çağırır işlemi yapar sonra gerekiyorsa yeni değerlerini söyler geri göndeririz. Kullanımını az sonraki program örneklerimizde de göreceğiz zaten o yüzden şimdi tanımlayacağımız değişkenlerin sahip olması gereken özelliklere göz atalım.

  1. Tanımladığımız değişkenin adını amacına uygun seçmeliyiz (daha sonra kodları anlamak açısından yararlı olacak)
  2. Değişkenlerimiz a-z ya da A-Z arasından bir karakterle başlamalıdır. Sayıyla başlayamayız. (Doğal olarak Türkçe karakterleri hariç tutuyoruz)
  3. C dili büyük küçük harflere duyarlı bir dildir. Yani tanımladığınız Hasan, HAsan, HaSaN, HASAN gibi değişkenlerin her biri ayrı ayrı değişkenler olarak algılanır.
  4. Değişken adında iki kelime kullanacağınız zaman arada boşluk bırakamazsınız. “vize notu” diye bir değişken olamaz. Vize_notu ya da VizeNotu gibi bir şey tercih etmeniz gerekir.
  5. Değişkenleriniz içinde !, ?, {, ] gibi karakterler de kullanamazsınız.
  6. Ve tabi ki C dilinde önceden tanımlı komut isimlerini de değişken adı olarak kullanamazsınız. Yani printf gibi, char gibi bir değişken adı olamaz.

Buradan kısaca şunu çıkaralım: Efendi olup doğru düzgün, adam akıllı değişken isimleri tanımlamamız gerekiyor :) Ufak bir not da NOT kelimesine düşelim. “not” diye bir değişken de tanımlamamız gerekiyor olumsuz durumlarda kullanılan bir komut olduğu için.

Şimdi değişken tanımlamaya ve bu değişkenlerle işlem yapmaya örnek olacak basit bir program yazalım ve satır satır inceleyelim.

#include<stdio.h>
int main(void)
{
	int sayi1=10, sayi2=20, toplam;
	toplam=sayi1+sayi2
	printf("%d", toplam);
	return 0;
}

Bir önceki yazımda açıklamasını yaptığım kısımları atlıyorum. Doğal olarak dördüncü satırdan başlıyorum. “int sayi1=10, sayi2=20, toplam;” yazıp acaba ne demeye çalıştık.

En başa yazdığımız “int” İngilizce integer’ın kısaltılmış oluyor. Yani tamsayı türünden değişken oluşturacağım demiş oluyoruz programımıza. Ben tek satırda aynı tipteki tüm değişkenlerin tanımlanmasından yanayım ama her değişkeni ayrı satırda tanımlamanız da mümkün. Tıpkı aşağıdaki gibi:

int sayi1;
int sayi2;
int toplam;
sayi1=10;
sayi2=20;

Dikkat etmemiz gereken C dilinin gramerinin dışına çıkmamış olmak. Her satırdan sonra noktalı virgülümüzü koymayı unutmuyoruz. İkinci olarak verdiğim kodlara bakacak olursak önce değişkenleri tanımlayıp daha sonra bu değişkenlerimize tamsayı değerler atamışız. Değişkene değer atamak için “DegiskenAdi=değer” şeklinde yazmamız gerekiyor. “değer=DegiskenAdi” şeklinde bir atama mümkün değildir. Eşittirin soluna değişken adınızı yazmak zorundasınız. Neyse, bundan da kısaca bahsettik iki şekilde de değişken tanımlayıp değer atamak mümkün. Ben birinci şekilde kullanacağım anlatırken. Tek satırda tüm değişkenleri tanımlarken, ayrı değişkenlerimizi virgülle ayırıyoruz, en sonunda noktalı virgülle bitiriyoruz tekrar hatırlatmış olayım. Şimdi tekrar programımıza dönelim ve printf(“%d”,toplam); satırını açıklamaya devam edelim.

Daha önce Selamun Aleykum yazarken tırnaklar içine metin yazmıştık. %d ile tanımladığımız tamsayı tipi değişkenleri yazdırabiliyoruz. (veri tiplerine daha sonra ayrıntılı döneceğiz şimdilik sadece int tipli sayılarla uğraşalım) Aynı satırı “printf(“Toplam sayi %d”,toplam);” şeklinde de yazabilirdik tabi tırnak içini istediğimiz gibi kullanabiliyoruz hala. Aslında satırın anlamı basit: Programınız “%d ile ekrana tamsayı yazmamı istemişler, tırnaktan ve virgülden sonraki değişken neyse onun değerini getirip %d gördüğüm yere yazayım en iyisi” şeklinde düşünüyor ve düşündüklerini uyguluyor :) Ve siz ekranınızda “Toplam sayi 30” görüyorsunuz. (Göremiyorum kapanıyor hemen diyenler bir önceki yazıma bakabilirler)

Değişkenin ne olduğunu, değişken tanımlamayı ve printf fonksiyonunda bu değişkenlerin kullanımının ne şekilde olduğunu gördükten sonra bir adım daha ilerlemiş oluyoruz. İlgili bir sonraki yazımda scanf fonksiyonu ile değişkenlerimize klavyemizden değer atamayı öğreneceğiz ve bunları yine çeşitli işlemlerde kullanıp ekrana yazdıracağız.

Tekrar yazıncaya dek kendinize iyi bakın efendim. Esen kalın…