Sınav Zamanları Klasik Öğrenci Halleri

Dert ve çile dolu bir vize haftasının daha sonundayım. Sınav zamanlarında öğrenci milletinin bütün tipik özelliklerini daha bir yoğun yaşadıktan sonra, kendime bir ders olması açısından bloguma da not düşmek istedim.

Nedir vize zamanı klasik öğrenci halleri? Bahsedelim:

  • Tüm dersler mutlaka son güne bırakılmıştır, her derse en fazla bir gün çalışılabilir. Sınav sayısı fazla ise zamanın bölüştürülmesi gerekir. Derslerin zorluk derecesine göre orantı kurulur, hangi derse kaç saat çalışılması gerektiğine karar verilir. Bu düşünme aşaması da birkaç saati bulur.
  • Alttan alınan dersler varsa (ki muhtemelen vardır) “Ulan keşke zamanında çalışıp geçseydim” diye iç geçirilir. Ama “geçen sene de aldım, biliyorum” diye düşünülüp bu derse çalışılmaz.
  • Fotokopiciler önünde uzun kuyruklar oluşturulur, üst sınıfların notları aranır, yazısı güzel olan arkadaşların defterleri fotokopi ile çoğaltılır, geçmiş yıllarda çıkan sorular aranıp bulunur, ama hiçbirine çalışılmaz.
  • Bu kadar çileyi bünye kaldıramaz. Uyku düzeni bozulur (ki büyük ihtimal zaten yoktur), gece uyunamaz, sabah kalkılamaz. Sınava geç kalma durumunda “Acaba bomba ihbarı yapsam sınav iptal edilir mi?” şeklinde bir düşünce alır öğrenciyi. Sonuçlar düşünülüp vazgeçilir. :)
  • Her sınavdan sonra, dönemin en zor dersinin sınavdan çıkılan ders olduğuna karar verilir. “Yeterince çalışamamıştım, yarınki sınava daha iyi hazırlanacağım, zaten en zor sınav(!) geçti” şeklinde düşüncelerle eve gidilir.
  • Sıradaki sınavın dersine çalışmak için masa başına geçildiği anda, aslında en zor dersin çalışılacak ders olduğuna karar verilip internetten araştırma yapmak için bilgisayar açılır. Araştırma yapılması gerektiği unutulup “Kim neye çalışıyor acaba?” sorusuna cevap bulmak için MSN Messenger, Facebook gibi araçlar kullanılır. 2-3 saat de o şekilde araya verilir.
  • En sonunda hiç kimsenin çalışmadığına karar verilip “En azından ortalama düşük olacak, çan eğrisinden yırtarız” psikolojisine bürünülür ve derse geçilir.
  • Çalışma zamanlarında (runtime :p) mutlaka “Artık son! Bundan sonra günü gününe çalışacağım!” şeklinde sözler verilir. Son güne bırakınca çok zor olduğu tecrübe edildiği için bu sözlerin tutulacağı kesindir(!) Ayrıca gerçekten günü gününe ders çalışmayı bilen ve o kadar şeyi anlayıp öğrenebilen birkaç arkadaşın varlığına hayret edilir.
  • Sınavların tamamı bitene kadar yukarıdaki kısır döngü tekrarlanır. Aynı düşünceler içinde kaybolunur, aynı sözler verilir, aynı şekilde tüm sınavlar kötü geçer…
  • Son sınavdan çıkıldığı anda ise yukarıdakilerin tamamı unutulur. “Önemli olan katılmaktı” denilir ve kalacak derslerin “seneye daha kolay halledileceğine” karar verilir. Hem bu işin daha “finalleri” vardır. Henüz son kurşun atılmamıştır, finallerde veya gelecek sene, nasılsa bir şekilde halledilecektir. Halledileceğinden emin bir şekilde diğer sınav dönemine kadar -yine her derse en fazla bir gün çalışılacak şekilde- tatil moduna geçilir, genelde bu böyledir…

Evet, öğrencilerin klasik hallerinden bahsetmiş oldum. Ama okuyan herkes üstüne almasın bu yazıyı, çünkü arada belirttiğim gibi gerçekten düzgün çalışıp her şeyi anlayan arkadaşlarım da var. Ancak tanıdığım öğrencilerin büyük çoğunluğu (ama gerçekten büyük çağunluğu) yukarıdaki maddelere uyuyor. Ben de başı çekiyorum yazdığıma göre :) İnşallah bir gün bu tembellikten kurtulup doğru düzgün çalışan, her şeyi zamanında öğrenen bir öğrenci olmayı başarabilirim! (Bu cümleden sonra Mustafa Oral hocanın ilk sene tahtaya yazdığı söz geldi aklıma, Non scholae, sed vitae discimus. Anlamı: Okul için değil yaşam için öğrenmeliyiz… Yoksa bu da mı bir gelişme? :) Zannetmiyorum.) Allah öğrenci milletine (başta bana) yardım etsin :)

Her neyseee, böyleyken böyle işte :p Son mesajı verip bitireyim.
Kıssadan hisse: Öğrenci milleti böyledir, uslanmaz… :)

Windows 7 derken?

Üniversitemizde yapılan “Windows 7 - Çukurova Üniversitesi Lansmanı” adlı etkinliğe katıldım 2 Kasım 2009 tarihinde. Windows 7 hakkında bahsedilecekleri herkes gibi bende merak ediyordum. Ama böylesini beklemiyordum tabi ki…

win7

Konuşmacımız “Muhammer Benzeş” uzun uzun (ama gerçekten uzun) Windows’un başlat menüsünü anlattı. Pencere yapısını, yenilenmiş başlat çubuğunu, Windows 7’nin “aero shake” (pencereyi sallayınca diğer açık pencereleri simge durumuna göndermesi) ve “snap” (pencereyi ekranın bir kenarına sürüklediğinizde yan tarafa hizalaması) özelliklerinden bahsetti. Sonra “**Donatılar” kısmına atlayıp Paint‘ten (evet bildiğimiz paint) ve eklenen Ribbon Menü‘den (Office 2007 ile gelen sekmeli yapı) bahsetti. Sonra sıra Hesap Makinesi‘ne geldi, onun hakkında da biraz konuşup, diğer klasik Windows araçlarından bahsedip, son on dakika içinde de multi-touch özelliğine örnek olması için tavla oynadı :)

Programın gidişatına bakınca aslında güzel sayılabilirdi. Tabi dinleyici kitlesini başta bilgisayar mühendisliği olmak üzere çeşitli mühendislik dalı öğrencileri oluşturmasaydı. Anlatılan özelliklerin birçoğunu Windows 7’nin beta ve RC sürümlerinde denemiş insanlara hala bunları anlatmak bence yanlıştı. Bu toplantıdan Windows 7 hakkında yeni hiçbirşey öğrenmedim. Böyle bir topluluğa böyle bir sunum yapılmamalıydı düşüncesindeyim.

Her şeye rağmen, Windows 7’yi kuracağım günü heyecanla bekliyorum.
Sağa sola sallayacağım her pencerede (aero shake), “Painti” ve “Hesap Makinesini” her açtığımda bu sunumu hatırlayacağım… :)

Gitarınızı Akort Edin

Havalar soğuyor bu günlerde. Uzun süre sonra gitarımı (Ibanez GRG170DX) elime aldığımda akordunun iyice bozulduğunu fark ettim. Teller gerildi heralde soğuktan :) Gitarın akordunu yaptığım bu küçük, güzel programı paylaşmak istedim sizlerle: APTuner.

Ekran görüntüsünü de verdim zaten aşağıda, kullanımı çok basit bir program. Gitarınızın önüne bir mikrofon koyuyorsunuz, ya da elektrogitarınızı bilgisayarınıza takıyorsunuz. Sonrasında yapacağınız iş malum tellere vuracaksınız tek tek ve o gördüğünüz ibreyi 0.00’a en yakın yere getirene kadar (yani en doğru tınıyı yakalayana dek) kulaklarını çevireceksiniz :) Sonrasında ise kendinize güzel bir müzik ziyafeti çekeceksiniz :)

aptuner
Program gitar için üretilmiş olsa da diğer enstrümanlarınızı da akort edebilirsiniz. Örneğin kısa saplı bağlamanızı akort ederken alt teli E, orta teli A, üst teli B yaparsanız akordunuz tamamdır. Notaların A’sından B’sinden de bahsedeyim elimi atmışken. Do’dan başlayıp sırayla yazacak olursam: C = Do, D = Re, E = Mi, F = Fa, G = Sol, A = La, B = Si’dir. Bunu da belirtmiş oldum dursun blogun bir köşesinde :)

Bu küçücük programın tek kötü özelliği var: Windows Vista’da çalışmıyor. XP işletim sistemi yüklü başka bir bilgisayar bulacak ya da Windows 7’ye geçiş yapacaksınız :) İkisine de imkanınız yoksa bu sayfadaki sesleri kullanıp duyarak akort yapabilirsiniz. Ama dediğim gibi benim favorim APTuner. Demosunu indirmek için buraya tıklayabilirsiniz. Demo olmasına bakmayın programın hiçbir kısıtlaması yok, sadece açılışta “devam” butonuna basmanız gerekiyor. Eee o kadar da olsun değil mi :)

Herneyse… Müzikten ve benden ayrılmayın ;) Sağlıcakla kalın…

İkinci Üniversite Olanağı


Bir yükseköğretim programında okuyan ya da mezun olanlara yönelik bu uygulamayı biliyorsunuzdur. Anadolu Üniversitesinin “İkinci Üniversite” imkanı sayesinde ÖSS’ye girmeden iki veya dört yıllık bir bölüm bitirip, ikinci diplomanızı alabiliyorsunuz.

26 Ekim 2009 tarihinde başvuruları başlayan ve 20 Kasım’a kadar devam edecek olan bu programa ben de katılıp “İşletme” bölümü okumaya başlayacağım inşallah :) Bir yandan gerekli evrakları toplarken bir yandan da başvurmak isteyecekleri bilgilendirmiş olmak için bu yazıyı yazmak istedim. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgiyi burada bulabilirsiniz ama ben yine de yazımda yer vermek istiyorum.

Önlisans programlarından (2 yıllık) seçebilecekleriniz şunlar: Açıköğretim Fakültesi Ev İdaresi, Sosyal Bilimler, Halkla İlişkiler, Yerel Yönetimler, Dış Ticaret, Muhasebe, Bankacılık ve Sigortacılık, İlahiyat, Tarım, Turizm ve Otel İşletmeciliği, Büro Yönetimi ve Sekreterlik, Laborant ve Veteriner Sağlık, Perakende Satış ve Mağaza Yönetimi, Sağlık Kurumları İşletmeciliği programları.

Lisans programlarından (4 yıllık) seçebilecekleriniz ise: İşletme Fakültesi İşletme Bölümü, İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi, Maliye, İktisat, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümleri.

Her bir bölüm hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için (kayıt ücretleri, dönemlik harç miktarı gibi) yukarıda verdiğim linki kullanıp ilgili bölüm için hazırlanmış PDF dosyalarına ulaşabilirsiniz.

Bu bölümlere başvuru internet üzerinden yapılıyor. Siz de başvurmak istiyorsanız buraya tıklayıp işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Daha sonrasında kayıt için istenen evraklarla birlikte bir AÖF Bürosuna gitmeniz gerekiyor. Size en yakın büronun adresini de buradan öğrenebiliyorsunuz.

Google Hizmetlerini Tanıyoruz. Bölüm-1

Google şüphesiz dünyanın en iyi arama motoru ve en büyük firmalarından birisi. Gün geçtikçe hayatımızın içine daha da giren bu hizmetlerinden acaba ne kadar faydalanıyoruz? Ya da ne kadar haberdarız? Google hakkında hiçbir zaman tam bilgiye sahip olamayacağız diye düşünüyorum zira her geçen gün yeni bir hizmet ile karşımıza çıkıyor :) Ve hepsini takip edebilmek gerçekten güç.

Aşağıda bazı Google ürünlerinden bahsedeceğim ve sizlere genel bilgi vermeye çalışacağım. Eminim bir gün bu ürünlerden birini kullanma ihtiyacı hissedeceksiniz, o zaman dönüp Hasan ne yazmıştı acaba dersiniz :) Şimdi başlayalım:

###Google Adsense:
google_adsense

Bu güzide Google hizmeti, web sitenizden para kazanmanızı sağlar. Sitenize yerleştirdiğiniz kodlar, içeriğiniz ile ilgili reklamları sayfalarınızda gösterir. Tıklandıkça, reklam verenin belirlediği ücret hesabınıza eklenir. Hesabınız 100$’a ulaştığı zaman banka hesabınıza yatırılır, ya da çek olarak gönderilir.

“Adsense hizmetine kaydolmak için neler gerekir?” sorusunun ilk cevabı “kaliteli bir web sitesi”dir. Naçizane benim blogum da bu kalite kriterlerinden geçmiş bir sitedir :) Özgün içerik, düzenlilik ile birlikte amacınızın “reklamlara tıklatıp köşeyi dönmek” olmaması gerekir. Siteniz ile Adsense hizmetine başvurmak için buraya tıklayabilirsiniz…

###Blogger:
Blogger

Tıpkı bu site gibi, kendinize bir blog (web günlüğü) açmak için en doğru tercihtir bence blogger. (Neden Wordpress kullanıyorum? Orasını karıştırmayalım :)) Blogunuzu oluşturup yazılarınızı hemen yayınlamaya başlamak için blogger.com adresine gidip, GMail hesabınızın bilgileriyle oturum açabilirsiniz. Blogger kullanarak sectiginiz_isim.blogspot.com şeklinde bir adrese sahip olursunuz.

###GMail:
google_gmail

Kullandığım, en sevdiğim, daima seveceğim e-posta hizmetidir. Saymakla bitmeyecek kadar çok özelliğe sahiptir. Her geçen gün yeni bir özellik GMail’e eklenmektedir. Bu güzel posta servisinin başlıca özelliklerinden bahsedecek olursak:

  • Şu anda (24 Ekim 09 Cumartesi) 7.2 GB depolama alanı sunuyor. Bu da demek oluyor ki postalarınızı silmek zorunda değilsiniz. Arşivleyin!
  • Ücretsiz POP ve IMAP desteği var. Yani e-postalarınızı ve klasörlerinizi Windows Mail veya benzeri bir e-posta istemcisiyle kullanabilirsiniz.
  • GMail içinde Google Talk özelliği vardır (Google Talk: MSN Messenger tarzı bir anlık ileti programı) Hesabınıza oturum açtığınız zaman, diğer GMail sahibi arkadaşlarınıza anlık iletiler gönderebilirsiniz.
  • Dev bir e-posta arşiviniz olduğunuzu düşünelim. Postaların içinde arama özelliğiyle istediğiniz iletiye anında ulaşabilirsiniz. Binlerce ileti içinde kaybolmanız söz konusu değildir.
  • E-postalarınızı etiketleyebilirsiniz. Yeni sayılabilecek bu özellik sayesinde e-postalarınızı kolayca gruplayıp gerektiğinde rahatça ulaşabilirsiniz.
  • Otomatik cevaplayıcı: aldığınız postalara otomatik bir cevap verilmesini sağlayabilirsiniz. Gereksiz gibi görünse de zaman zaman kullanışlı olabilecek bir özellik. Örneği hayal gücünüze bırakıyorum ;)
  • Yazdığınız postalar belli zaman aralıklarında taslaklara kaydedilir. Böylece herhangi bir hatada iletinizi baştan yazmak zorunda kalmazsınız.
  • Klavye kısayollarını kullanarak GMail’de gezinebilirsiniz. Fare kullanmak zorunda değilsiniz :)
  • SPAM postaları algılar, belli bi süre saklar, sonra da siler. Hiçbir zaman rahatsızlık derecesinde reklam postası almazsınız.

En çok kullandıklarımdan bahsettikten sonra GMail’in özelliklerini de burada keseyim. İşte anlayacağınız üzere “kullanılası” bir hizmet GMail :) Buraya tıklayıp kendinize bir hesap alabilirsiniz.

###Google Analytics:
google_analytics

Sitesi olan herkes istatistiklerini merak eder ve kayıt altında tutmak ister. Siteme şu kadar zamanda kaç kişi giriyor? Sitede geçirilen ortalama süre nedir? Hangi ülkeden/şehirden kaç ziyaretçi geliyor? Ziyaretçilerin ne kadarı arama motorlarından, ne kadarı yönlendiren sitelerden geliyor? Kaç tanesi direk adresi yazıp giriyor? Arama motorlarında hangi kelimelerde aramalardan ziyaretçi alıyorum? Bu ziyaretçilerin hangisi, hangi web tarayıcısını, hangi işletim sistemini kullanıyor? Hatta hangi ekran çözünürlüğünü kullanarak web sitemi geziyor? Tüm bu soruların cevabını Google Analytics verebiliyor, oldukça ayrıntılı istatistikleri kayıt altına alıp saklıyor. İsterseniz bu kayıtları haftalık, aylık, yıllık raporlar olarak kaydedip, PDF olarak e-posta adresinize gönderiyor. Adsense hesabınız da varsa ikisini birleştirip hangi reklama ne kadar tıklanıyor bunun gibi parasal istatistikleri de öğrenebiliyorsunuz.

Sözün özü: Analytics, web sitesi olan herkesin kullanması gereken bir hizmet. Sitenize eklediğiniz kodun görünmez olmasını da ben bir avantaj sayıyorum. Diğer sayaç kodlarını sitenize eklediğinizde, sayaç sitelerine giden bir link de eklemiş oluyorsunuz sayfalarınıza. Soruyorum size: bir iki istatistik tutturacağız diye neden link verelim ki? :D Herneyse, ücretsiz analytics hesabı için buraya tıklayıp istatistik tutmaya başlayabilirsiniz ;)

###Google Grupları:
Bu hizmeti kullanarak bir topluluk oluşturabilirsiniz. Ya da var olan bir topluluğa katılabilirsiniz. Gruplar bir e-posta listesi hizmetidir ve grubunuzdaki insanlarla daha rahat iletişim kurmanızı sağlar. Yaptığınız bir ödevi sınıfınızdaki tüm arkadaşlarınıza teker teker e-posta olarak göndereceğinize gruba bir kez gönderip herkese oradan dağılmasını sağlayabilirsiniz. (Üniversitelerde çok moda, her hoca gelip sınıfınıza ait grubun adresini ister :p) Kurduğunuz grubun adresi [email protected] şeklinde olacaktır. Google Gruplara ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Beş adet Google hizmetinden yukarıda bahsettim. Devamını gelecekteki bir yazıya saklıyorum. Google’ı yakından tanımaya, hayatımızı kolaylaştıran hizmetlerini daha çok kullanmaya devam edeceğiz. Benden de Google’dan da ayrılmayın :)