Neil Armstrong ve Jim Lovell ile Söyleşi

Önce kulaktan kulağa dolaşan fısıltılardan, sonra gazetelerden aldık Jim Lovell, Neil Armstrong ve Gene Cernan’ın okulumuza geleceği haberini. Pek inanmamıştık başlangıçta ama 6 Mart Cumartesi günü Çukurova Üniversitesinde buluştuk bu üç silahşör ile. İsimler ilkokul kitaplarından tanıdıktır. Aya ayak basan zat-ı muhteremler :)

“Madem ki gelmişler, biz de gidip söyleşilerini dinleyelim” deyip okulumuzun Mithat Özsan Amfisine doğru yola koyulduk. Güç bela, saatler süren bekleyişten sonra binaya girebildikten sonra “yer kalmadı, size projektörden izletelim.” diye saçma bir teklif ile karşılaştık! İçeri girmek isteyen kalabalık (ki biz de o kalabalığın içerisindeydik) ile kapıyı kilitlemeye çalışan görevli arasında kalıp ufak çaplı bir arbede yaşadıktan sonra itile kakıla içeri girmiş bulduk kendimizi. İlköğretim okullarına, liselere, çevre illerden okullara davetiye gönderen organizatör zat (artık her kimse) acaba kendi öğrencilerini de düşünüp daha geniş bir yer bulamaz mıydı bu etkinliği yapacak? Ya da o davetiyelerden bizim de haberimiz olsaydı? Daha geniş yer yok! O halde daha az kişi davet edemez miydi acaba? Merak ediyorum… Yetkili biri okursa bunu lütfen bilgilendirsin!

Neyse… Çile dolu içeri girme, yer bulma ve bekleme serüveninden sonra konuklar nihayet geldi. Orta doğudaki Amerikan askerlerine moral olmak için çıkmışlar yollara, öyle dedi Neil dedemiz. Uzayda başına gelenleri anlattı, aydaki hava durumu hakkında bilgi verdi vs. Jim dedemiz uzayda başına gelenleri anlattı, araçlarındaki patlamadan, nasıl hayatta kaldıklarından bahsetti. Sohbet güzeldi yani. “Gezelim Görelim” programı gibi olmasa da “Gezmişler Dinleyelim” gibi bir etkinlik oldu :)

“Gezmişler Dinleyelim” demişken, bu noktada biraz daha eleştiri moduna girmek istiyorum. Çünkü zaman zaman “Gezmişler ama Dinleyemiyoruz!” programında gibi hissettim kendimi. Biliyorum öyle bir program yok ama olsa böyle olurdu! “Koskoca Çukurova Üniversitesi, konuklara verecek daha güzel bir mikrofon bulamamış mı acaba?” diye sordum dinlerken, ya da dinlemeye çalıştığım esnalarda. Zira mikrofonlardan (zaman zaman) ses gelmiyordu; geldiği zaman da kaliteli bir ses gelmiyordu! Anlaşılıyordu ama böyle bir organizasyonda kaliteye önem verilmeliydi diye düşünüyorum. Adamlar teee Aydan kalkıp gelmiş, bir mikrofon tutamıyorsunuz, ayıptır!

Sayın rektörümüzün hoş geldiniz konuşması da içler acısıydı diye düşünüyorum. Yoksa hoş geldiniz kağıttan-okuması mı demeliydim? Ya da hoş geldiniz-kağıttan-okuyamaması…? Bu böyle uzar gider. İlanlara, “Rektör moderatörlük yapacak” diye yazıyorsanız ve sayın hocamız “welcome”dan başka tek bir kelime etmiyorsa oturum boyunca (önceden hazırlanmış, konukların yanında eline tutuşturulan kağıt faslı hariç), burada bir durup düşünmek lazım bence. Neyse, haddimi aşmadan buraya da bir nokta koyuyorum.

Konuyu toplayacak olursak; katılanlar, dedelerimizin hayat tecrübelerinden ve tavsiyelerinden kendilerine ufak çıkarımlar yapmıştır eminim. Eee görmüş geçirmiş adamlar tabi, boş konuşmuyorlar… Sizlerle de bu konferanstan alınmış birkaç fotoğraf paylaşıp yazımı noktalamak istiyorum. Resimler aşağıda (Sağdaki üçlü sırayla Jim Lovell, Neil Armstrong, Gene Cernan). Esen kalın efendim…

neil_jim_cu

neil_jim_cu

neil_jim_cu

Fotoğraflar: Kaan Uzer ;)

Written on March 7, 2010