Birinci Sınıfın Sonunda...

Daha okula ilk gittiğim günü hatırlıyorum. Zaman çok çabuk akıp geçmiş. Koca sene bitmiş. Sorana 2. sınıfa geçtim diyebilecek bir yere gelmişim altta iki dersim kalsa da. Onlar da nazar boncuğu olsun :) Seneye hallederiz…

Bütün sene okula gidip gelmek dışında neler yaptım, bize neler öğrettiler diye bir gözden geçireyim dedim bir nevi hesaplaşma, kendimle yüzleşme. Gördüm ki pek bir şey öğrenmemişim. Pek bir şey öğretilmemesinin de büyük payı var tabi ki bunda.

İlk dönem bilgi teknolojileri dersinde ofis uygulamalarına göz attık bol bol. E Microsoft Word zaten çok yabancı bir program değildi önceden de. Excel bir yere kadar. PowerPoint lazım oldukça kurcaladığımız bir program. Access’e girmekle çıkmak bir oldu bir şey anlatıldığını da anladığımı da hatırlamıyorum hala bilmem nasıl kullanılır. Ama genel olarak bakınca yine en çok iş yaptığımız, uygulama yaptığımız ders buydu. Diğerlerinde yapılanlara bakınca (bana göre) en yararlısıydı.

Algoritmalar ve Programlama. Mübarek ders. İlk dönem hemen hemen herkesin kaldığı ders. Benim de FF ile kaldığım ilk nazar boncuğum. İlk dönem pointer’lara kadar ilerlememiş olsak da soruların o zamanki acayipliği sayesinde kimsenin bir şey anlamadığı, kimsenin bir şey yapamadığı acayip acayip sınavlar sayesinde sınıfın çoğunun beyaz bayrağı çektiği güzide ders. İlk dönem bir facia olsa da ikinci dönem yaptığımız projeler sayesinde (ki benimki c ile yazılmış bir araba yarışıydı) sorumlu geçebilecek seviyeye çıkabildik. En azından kalmadık. Bütün sene C programlama ile uğraştık sular seller gibi öğrendik mi? Tabi ki HAYIR. Çok yüzeysel ve yetersiz şeyler biliyor da olsam yine de “bilmiyor değil” olarak niteliyorum kendimi :) En doğru tanım bu sanırım.

Bilgisayar Mühendisliğine Giriş adı altında aldığımız dersin içeriği bölümümüz sitesinde böyle belirtilmiş olsa da, basitçe bilgisayar nedir tanımı yaptıktan sonra IP adresleri, sınıfları, subnet oluşturma ve öğrencilik hayatım boyunca sevemediğim “olasılık” konuları bu dersimizin içeriğini oluşturdu. Yine sorumluluk sahibi bir öğrenci olarak “sorumlu” geçebilsem de kendimi şanslı sayıyorum. Sınıfta geçen sayısı bir elin parmaklarını geçmeyince kıymeti büyük oluyor tabi.

Fizik, matematik gibi derslerden bahsetmeye gerek duymuyorum. Sınavlardan bir gün önce formül ezberleyip sonra ders geçmeye çalışmaktı tüm çabam. Fizik 2 hariç başardım da aslında. Matematiği, fiziği çok iyi öğrendim mi? Cevap hayır. Birşeyler biliyor muyum? Cevap evet. İdare eder ile kötü arasında bir yere koyuyorum kendimi bu derslerde. İdare ediyorum yani :)

Yaza kendimi değerlendirip girmek güzel bir duygu aslında ne olduğumun farkına vardım. Okulun gidişatına bakınca %25 bilgisayar mühendisi sayılsam da aslında çok çok yetersizim birçok konuda. Bu kadar yetersiz hissederken koca yaz boş geçmesin diye bir arkadaşın tavsiyesiyle C# öğrenmeye başladım. Bitince ASP.NET ile devam edeceğim. Öğreneyim, işe yarar noktalar buldukça sizlere de yazarım :)

Burada sözlerime son verip herkese iyi tatiller diliyorum. Yazı boş geçirmeyin diyorum ;) Esen kalın…

Written on June 16, 2009